20
Tem

Merhaba Günlük

Merhaba günlük,

Hep merak ederim insanlar günlüklerine neden merhaba diye başlarlar. Galiba günlüğü karşıdaki bir insan yerine koyup dert anlatacağımız birisi olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden de günlükler sahibi karşısında bir bedene bürünüyor, sahibinin içini doldurduklarıyla da ruhunu ve yaşamını oluşturuyorlar. Ama nasıl insanlar zamanla çevrelerini değiştiriyorlarsa, nasıl insanlar zamanla arkadaşlarından ayrılıyorlarsa, nasıl insanlar zamanla kendilerini kaybedip yeniden buluyorlarsa günlüklerini de zaman zaman değiştirip, ayrılıp veya unutup yeniden dönerek hatırlıyorlar.

Günlükler ayrıca şu ana kadar yazılmış en büyük kitap ve tarihi kaynak olma ünvanını da alıyor. Her ne kadar tek bir yazarı olmasa da dünya üzerindeki her dilde yazılmış bilgileri ve tarihten bizlere gerçekçi demetler sunması açısından en önemli kaynaklardan birisi haline geliyor. Tabi tüm günlükleri tek bir çatı altında topladığımızda bunun nimetlerinden sonsuz şekilde faydalanabiliriz ama biz sahipleri olarak içimizden dökülen bu bilinen ya da bilinmeyen bilgileri sadece kendimizin bilmesini istediğimiz için bir köşede unutulup kalıyor ya da birileri tarafından bulunsa bile yabancı ellere geçmesi durumunda kötü şeyler olabileceği düşünülerek tarihin tozlu sayfaları arasında bilinmezlik deryasında yerini alıyor. Tabi bazen saklanan bu günlükler birileri tarafından bulunuyor ve dünya ile paylaşılıyor ama sadece eğer bu kişi yaşamı sırasında belli başarılara imza atmış, hayatı ve yaşadığı dönemi merak edilen kişiler oluyor. Şimdi şöyle düşünüce kim Leonardo Da Vinci’nin günlüklerini okumak istemez ya da Mimar Sinan’ın. Günümüzde gizemini koruyan bir sürü başarılara imza atmış kişiler bunları nasıl başardıklarını diğer insanlarla paylaşmak istemişler midir acaba? Yoksa ortaya koydukları eserlerini kendileri hakkında yeterince bilgiyi verdiğini düşünüp hiç günlük tutmamışlar mıdır? Şahsi kanaatim bu kadar başarılara imza atan kişilerin bir kullanma kılavuzu şeklinde mutlaka yaşadıkları dönem, yaptıkları çalışmalar, karşılaştıkları zorluklar ve bunlara buldukları akıl almaz çözümler ya da fikir dünyasından sızan fikirler nedir çoğunluğunu bilemiyoruz. Sadece aynı dönemde yaşayan kişilerin yazdıkları bilgilere mahkumuz. Ama ne olursa olsun ortaya çıkan bazı günlükler bazı çevrelerce istenmese de cesur insanlar tarafından kitaplaştırılıp kamuoyu ile paylaşılıyor. Hatta bazen hiç bilmediğimiz, duymadığımız, kimsenin hakkında bir fikri dahi olmayan kişilerin günlükleri bir roman şeklinde satış rekorları kırabiliyor.

Yaşadığımız hayatın derinliklerinde kalan kısımları kimselerin bilmesini istemesek de, ya da şöyle söyleyelim istemiyor gözüksek de hepimizin tek bir amacı var yaşananları/yaşadıklarımızı bir şekilde duyurabilmek. İçimizdeki sessiz çığlıkları notaya dökmek ve her tarafın ağaçlarla kaplı olduğu ormanda bu şarkıyı bağıra çağıra söylemek. Kendi yalnızlığımız içerisinde kendi yalnızlığımıza karşılık bulabilmek. Ve en önemlisi de aradan yıllar geçipte günlüğünüzü açıp okuduğunuzda bazen kendinize kızmak, bazense gülerek ne kadar aptalca şeyler yaşamışım diyerek o zamanlar içinde bulunduğunuz durumu hatrınıza getirerek daha sonra olacak olayları bildiğinizden keşkelere de bürünmek. Ya da tam tersi iyi ki yapmışım diyebilmek. Zaman bize neyin doğru neyin yanlış olduğunu defalarca yanıltarak gösteriyor her seferinde. Biz de her salise, saniye, dakika, saat ve gün bu doğruları elde etmeye çalışıyoruz. İleride yaşayacaklarımızın ipuçları geçmişte yaşadığımız hayatın içerisinde bir şekilde kendisini belli ediyor.

Her günün bize yeni bir umut getirmesini dileyerek yazdığımız kelimeler bütünü bizi bilmeyen birileri tarafından bir şekilde okunmasını istesek de bunu kimselere söyleyemeyerek günlüğümüze kazıdığımız anlarımız bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Ve günlükler bu doğrultuda dünyanın en geniş çaplı kitabı olarak yazılmaya devam ediyor…

Get Free Google Page Rank